Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Seyyid Abdülkadir Geylani’nin Cömertliği

2 sene önce
721 izlenme
Favorilerime Ekle
Favorilerimden Çıkar
Lütfen bekleyiniz...
Geniş Ekran Dar Ekran
Reklam saniye sonra kapanacak.
Reklam
Reklamı Geç

Hz. Pir’in Cömetliği
Ambarında helalinden kazandığı buğday vardı. Bir vekiline emreder, tarlayı o ekip biçer, un öğütür, pide yapar getirirdi. O da yanındakilere dördünü dağıtır, birini kendine ayırırdı. Kölesi Muzaffer kapıda, elinde ekmekle durur ve şöyle seslenirdi:
“Yemek isteyen, ekmek isteyen, yatmak isteyen kimse yok mu? Gelsin onun ihtiyaçlarını karşılayacağız!” Kendisine hediye olarak verilenlerden yanındakilere dağıtırdı. Birazını da kendisine ayırırdı. Hediyeye mutlaka karşılık verirdi.’’
Şeyh Abdûlkadir Geylani (ks) dedi ki:
“Bütün amelleri inceledim; yemek yedirmek ve güzel ahlaktan daha iyi bir şey bulamadım. Bütün dünya bana verilse, hiçbir fakir bırakmam, hepsinin karnını istisnasız doyururum. Şuan da bana bin dinar verilse bir gece bile bekletmeden tasadduk ederim” Onun yananında oturanlarda şu kanaat hakimdi: “Bu zamanda ondan daha kerem ve lütuf sahibi hiç kimse olmaz!”
Oğlu Abdurrezzak dedi ki;
“Babam Şeyh Abdûlkadir (ks) adı yayılıp şöhret bulduktan sonra yalnız bir defa hacca gitti. Ben o hac gidişinde de dönüşünde de Şeyhin devesinin dizginini tutup süren idim.”Hulle’ye” geldiğimizde bize;
“Buradaki en fakir evi bulun” dedi. Biz de bir yıkıntı harabe bulduk, içinde kıldan yapılmış bir ev evin içinde de ihtiyar bir adam, ihtiyar bir kadın ve bir çocuk vardı. Babam o ihtiyardan konaklamak için izin istedi. O da O’na izin verdi. Böylece O ve beraberindekiler o harabede konakladılar. Bunun üzerine “Hulle’nin” o günkü Meşayihi, yöneticileri ve ileri gelenleri ona Şeyhe geldiler. Ondan, onların evlerine veya başka bir yere yönelmesini konaklamasını istediler, fakat kabul etmedi. Bunun üzerine beldenin ahalisi, sığır, koyun, yiyecek, altın, gümüş, kumaş ve bunların dışında birçok şeyi O’na sevketti. Yolculuk için yük develeri yüklediler gönderdiler. Her bir taraftan insanlar O’na akın edip geldi.
Şeyh yanındakilere;
“Bu ev halkı için burada bulunan bütün şeylerdeki nasibimden vazgeçtim” dedi. Onlarda O’na; “Bizde aynı şekilde” dediler. Bunun üzerine Şeyh, emretti de orada bulunan herşey ihtiyara ve çocuğa verildi. O gün Şeyh orada geceledi ve seher vakti de yola çıktı. Yıllar sonra “Hulle’den” geçtim. Baktım ki o ihtiyar oranın malı en çok olanlarından zenginlerinden olmuş. Bana; “Bütün bu gördüklerin Şeyh Muhyiddin Abdulkadir (ks)’in bereketindendir” dedi.
Hz. Pir, kalbi kırık bir fakir gördü. Bunun üzerine ona; “Ne oldu halin nedir?” dedi. O; “Bugün sahile kıyıya uğradım ve bir kayıkçıdan beni karşı tarafa geçirmesi için taşımasını istedim, o da reddetti. Bunun üzerine kalbim kırıldı” dedi. Fakir daha henüz sözünü tamamlamadan içinde Şeyh’e ait otuz dinar altın bulunan bir keseyle içeri bir adam girdi ve Şeyh o fakir’e;
“Bu keseyi al, onu kayıkçıya götürüp ver ve ona; Bundan böyle ebediyen hiçbir fakiri geri çevirme de,” dedi. Sonra Şeyh gömleğini çıkarttı, fakire verdi ve tekrar ondan yirmi dinara geri satın aldı.
Cübbâî der ki: “Birisi kendisine altın getirdiğinde Şeyhimiz Muhyiddîn Abdulkadir (ks) ona “onu seccadenin altına bırak” der ve elini o altına sürmezdi. Hizmetçi geldiğinde ona “o altını al, ekmekçiye ve bakkala ver” derdi. Yine kendisine halifeden bir hediye (elbise) geldiği zaman “onu Ebu’l-Feth et-Tahhân’a (değirmenci) verin derdi. Uncu, ondan fakirlerin ve misafirlerin ekmek bedeli için borç alırdı. Fakat Hz. Pir uncudaki alacağını bir daha geri almazdı. Kendisine her aybaşı fakihlerden gelen elbisenin de değirmenciye verilmesini emrederdi.”
Hızır el-Hüseyni demiştir ki:
“Bir Cuma günü Şeyhim Abdulkadir ile birlikte câmide idim. Bir tüccar geldi, yanında biraz malı olduğunu, onu fakirlere dağıtmak istediğini fakat buna müstehak kimseyi bulamadığını, dolayısıyla o malı kendisine getirdiğini ve Şeyh’in o mal üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunabileceğini söyledi. Hz. Pir şöyle cevap verdi: Onu hak etsin veya etmesin dilediğin kimseye ver.”

Hz. Pir’in Cömetliği Ambarında helalinden kazandığı buğday vardı. Bir vekiline emreder, tarlayı o ekip biçer, un öğütür, pide yapar getirirdi. O da yanındakilere dördünü dağıtır, birini kendine ayırırdı. Kölesi Muzaffer kapıda, elinde ekmekle durur ve şöyle seslenirdi: “Yemek isteyen, ekmek isteyen, yatmak isteyen kimse yok mu? Gelsin onun ihtiyaçlarını karşılayacağız!” Kendisine hediye olarak verilenlerden yanındakilere […]

Reklam
BU VİDEOYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.