Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

Hicretin 9. Senesindeki Mühim Bazı Hadiseler

3 sene önce
481 izlenme
Favorilerime Ekle
Favorilerimden Çıkar
Lütfen bekleyiniz...
Geniş Ekran Dar Ekran
Reklam saniye sonra kapanacak.
Reklam
Reklamı Geç

Hicretin 9. Senesindeki Mühim Bazı Hadiseler

HACCIN FARZ KILINMASI
İslâm’ın beş şartından biri olan hacc, Hicret’in 9. senesinde farz kılındı.”
“Doğrusu, insanlar için konulan ilk mâbed, şüphesiz ki Mekke’de bulunan
çok mübarek ve bütün âlemlere hidâyet olan Beyt’tir.
“Orada açık alâmetlerle İbrahim’in (a.s.) makamı vardır. Kim oraya girerse taarruzdan emin olur.
“Azık ve binek bakımından yoluna gücü yeten her kimsenin o Beyt’i
haccetmesi, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır, farzdır. Kim bu farzı
tanımazsa, herhalde Allah’ın ihtiyacı yok. O, bütün âlemlerden müstağnidir.””
01 mealindeki âyet-i kerîmeler, Hicret’in 9. yılında nazil olunca,
Hz. Resûlullah bir hutbe îrad ederek Müslümanlara bu mükellefiyetlerini şöyle bildirdi:
“Ey insanlar!.. Hacc. üzerinize fark kılındı; o hâlde haccediniz!”
Resûl-i Ekrem’in bu tebliği üzerine sahabîler, “Yâ Resûlal-lah, her yıl mı?” diye sordular.
Peygamber Efendimiz, cevap vermeyerek sustu.
Aynı sualin sahabîler tarafından üçüncü kere tekrarlanmasından sonra
Peygamberimiz, “Hayır!.. Her yıl değil. Şayet (bu sualinize cevap olarak)
‘Evet.’ demiş olsaydım, muhakkak ki her sene haccetmek üzerinize farz
olurdu ve siz buna güç yeti-remezdiniz.””
Peygamber Efendimiz, Ashab-ı Kiram’ın aynı şeyi tekrar tekrar
sormasından dolayı da şu dersini verdi:
“Ben, (bir şey teklif etmeyerek) sizi kendi hâlinize bıraktıkça, siz de
beni kendi hâlime bırakınız. Muhakkak ki, sizden evvelki milletler, ancak
çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı muhalefetleri yüzünden
helak olmuşlardır! Binâenaleyh, ben size bir şey emrettiğimde, siz
bundan gücünüzün yettiği kadar yapınız; bir şeyden de sizi nehyettiğimde, artık onu terk ediniz.””
Peygamber Efendimiz, bir hadîslerinde şöyle buyurmuşlardır:
“İslâm, beş şey üzerine kuruldu: Allah’tan başka ilâh bulunmadığına
ve Muhammed’in Resûlullah olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak,
zekât vermek, haccetmek, Ramazan orucunu tutmak.””

Peygamber Efendimizin, Niyetlendiği Haccı Tehir Etmesi

Hacc farz kılınınca, Peygamber Efendimiz hacc yapmak istedi. Fakat
sonra, “Beytullah’ta müşrikler de bulunacaklar ve onu çıplak tavaf
edecekler. Bu hâl ortadan kalkmadıkça, ben haccetmek istemem.””
buyurarak şimdilik bu isteğini tehir etti.
Gerçekten, müşrikler, geceleyin Kabe’yi kadın erkek karışık ve çıplak
olarak tavaf ederlerdi; üstelik bunu, Kabe’ye hürmet sayarlardı!”

HZ. EBÛ BEKİR’İN, HACC EMİRLİĞİNE TÂYİNİ

Resûl-i Kibriya Efendimiz, kendisi gitmeyince, Hicret’in 9. yılında, Hz.
Ebû Bekir’i, Müslümanlara haccettirmek ve hacc yapma usûlünü öğretmek
üzere Hacc Emîri olarak tâyin etti.
Hz. Ebû Bekir, hacc yapmak üzere hazırlanmış bulunan 300 Müslümanla
Medine’den yola çıktı; Medinelilerin ihrama girme yeri olan
Zülhuleyfe’ye varınca orada ihrama girdi ve “Lebbeyk Allahümme
Lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke Leb-beyk. İnnelhamde vennimete leke
ve’1-Mülk. Lâ şerîke leke.” diyerek telbiye getirdi.

Hz. Ali’nin Arkadan Gönderilmesi

Üç yüz kişiden ibaret İslâm’ın ilk hacı kafilesi Medine’den hareket ettikten
bir müddet sonra, Berae [Tevbe] Sûresi nazil oldu. Ashab-ı Kiram,
“Yâ Resûlallah!.. Bu sûreyi, halka okumak üzere Ebû Bekir’e gönderseniz!..” dedi.
Peygamber Efendimiz, “Bu tebliği ya benim veya ev halkımdan
birisinin yerine getirmesi lâzımdır.” diye buyurdu.’
Arapların âdet ve geleneklerine göre, herhangi bir anlaşmayı ancak
kabilenin reisi veya onun akrabasından biri yapabilir veya bozabilirdi.
Hz. Ali, akrabalık cihetiyle Peygamber Efendimize Hz. Ebû Bekir’den
daha yakın bulunuyordu. Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hz.
Ali’yi huzuruna çağırdı ve, “Berae Sûresinin baş tarafından şu yazılmış
olanları götür.” diye emrettikten sonra şöyle buyurdu:
“Kurban kesme günü Mina’da toplandıkları zaman halka yüksek sesle
ilân et ki: Hiçbir kâfir, Cennet’e giremez. Bu yıldan sonra hiçbir müşrik,
hacc yapmayacak! Hiçbir çıplak, Beytullah’ı tavaf etmeyecek! Kimin
Resûlullah’la anlaşması varsa, onun anlaşması, müddeti bitinceye kadar
geçerli olacaktır; müddetsiz anlaşmalar için dört ay müddet tanınacaktır!”
Hz. Ali, neden kendisinin gönderilmek istendiğini öğrenmek istiyordu.
“Yâ Resûlallah!..” dedi, “Ben yaşlı olmadığım gibi, hatib de değilim!”
Peygamber Efendimiz, “Bunu, mutlaka ya ben götüreceğim ya da sen
götüreceksin. Fakat, sen git! Muhakkak Allah, senin diline ve kalbine sebat ihsan eder!”” buyurdu.
Bunun üzerine Hz. Ali, derhâl Medine’den hareket etti. Beraberinde
Ebû Hüreyre de (r.a.) vardı. Yolda Hz. Ebû Bekir’e yetişti.
Hz. Ebû Bekir ona, “Amir misin, memur mu?” diye sordu.
Hz. Ali, “Memurum.” dedi ve geliş maksadını izah etti: “Re-sûlullah
(a.s.m.), beni, halka Berae Sûresini okuyayım ve ahd sahibine ahdinin
tamamlanacağını haber vereyim diye gönderdi.””

Mekke’ye Varış

Hz. Ebû Bekir başkanlığındaki ilk hacı kafilesi Mekke’ye salimen girdi.
Hz. Ebû Bekir, bir hutbe îrad buyurdu. Hutbesinde, halka haccın nasıl yapılacağını anlattı.
Hz. Ebû Bekir hutbesini bitirince, Hz. Ali ayağa kalktı ve, “Ey insanlar!..
Ben, size, Resûlullah’ın elçisiyim.” dedikten sonra Berae Sûresinin ilk 30 veya 40 âyetini okudu.
Bu sûrenin ilk beş âyeti meâlen şöyledir:
“Allah ve Resulünden, muahede ettiğiniz müşriklere bir ültimatomdur:
Bundan böyle yeryüzünde dört ay istediğiniz gibi dolaşın, şunu da
bilin ki, siz, Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz! Allah, herhalde, kâfirleri
rüsva edecek!
“Bir de, Allah ve Resulünden Hacc-ı Ekber günü insanlara bir ilândır
ki, Allah ve Resulü, müşrikleri himaye etmekten artık kesin olarak
uzaktır!
“Bununla birlikte (ey kâfirler, küfürden ve muahedeye riayetsizlikten)
tevbe ederseniz, bu, sizin için hayırlıdır. Yok, yine yüz çevirirseniz, bilin
ki, siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz!
“(Ey Resulüm) sen, Allah’ı, Peygamber’i tanımayanlara elîm bir azabı
müjdele! Ancak, muahede yapmış olduğunuz müşriklerden bilâhare size
ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinizde hiçbir kimseye
yardım etmemiş olan müstesnadır. Bunlara, müddetlerine kadar ahitlerini
tamamıyla îfa edin! Çünkü Allah, müttekileri (anlaşma hukukuna
riâyet e-denleri) sever.
“O haram olan aylar çıktı mı, artık o müşrikleri nerede bulursanız,
öldürün! Yakalayın, hapsedin ve onların bütün geçit başlarını tutun.
Eğer, onlar tevbe edip müşriklikten vazgeçerler ve namaz kılıp zekâtı
verirlerse, kendilerini serbest bırakın! Çünkü Allah, Gafûr’dur (çok affedicidir),
Rahîm’dir (çok merhametlidir).
“Ve eğer müşriklerden biri eman dilerse, ona eman ver; tâ ki, Allah’ın
Kelâmını dinlesin. Sonra da onu, emin olduğu yere kadar ulaştır. Çünkü,
bunlar hakikati bilmez bir kavimdirler.”
Daha sonra Hz. Ali, “Ben, size dört şeyi bildirmeye memurum:” dedi
ve memur bulunduğu hususları halka ilân etti: “Hiçbir kâfir, Cennet’e
giremez! Bu seneden sonra hiçbir müşrik, haccetmeyecek! Beytullah çıplak
tavaf edilmeyecek! Kimin Resûlullah’la (a.s.m.) anlaşması varsa,
onun anlaşması, müddeti bitinceye kadar muteber olacak! Bunlar
dışındakilere dört ay daha mühlet tanınmıştır. Bundan sonra hiçbir
müşrik için ne ahd, ne de himaye vardır.””
Hz. Ali yanında, Hz. Ebû Hüreyre de yukarıdaki hususları zaman zaman
halka yüksek sesle ilân ediyordu.
Haclarını tamamladıktan sonra Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ve beraberindeki
sahabîler Medine’ye döndüler.

Urve b. Mes’ud’un Müslüman Olması ve Şehâdeti

Urve b. Mes’ud, Taiflilerin ileri gelenlerindendi. Peygamber Efendimiz
ordusuyla Taif i muhasara altına aldığı sırada, o, Yemen’in Cüreş
şehrinde bulunuyordu. Orada, Taif müdafaası için mancınık vesaire yapma san’atını öğreniyordu.
Peygamber Efendimiz, Taif ten muhasarayı kaldırıp ayrıldıktan sonra
Taife döndü. Bir müddet sonra da Cenâb-ı Hakk, kalbine İslâm’ın sevgisini
düşürünce, çıkıp Medine’ye geldi. Hicret’in 9. yılı Rebiülevvel
ayında Resûl-i Ekrem Efendimizin huzurunda İslâmiyetle şereflendi.”
Efendimiz, bu değerli insanın Müslümanlar safına katılmasından fazlasıyla memnun oldu.
Urve b. Mes’ud, Medine’de bir müddet kaldıktan sonra bir gün Resûl-i
Ekrem Efendimize, “Yâ Resûlallah!.. Müsaade buyurun da, gidip
kavmimi İslâmiyete davet edeyim!” dedi.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, Taif halkının kibir ve gururlarının esiri olup
Müslümanlıktan kaçındıklarını biliyordu. Bu sebeple, “Onlar, seni sağ bırakmazlar!” buyurdu.
Urve, “Yâ Resûlallah!.. Beni, onlar öz evlâdlarından daha çok severler!”
dedi ve gitmek istediğini tekrarladı.
Peygamber Efendimiz yine, “Onlar, seni öldürürler!” buyurdu.
Urve, Taif halkının kendisine karşı gösterdikleri sevgi ve hürmete güveniyordu.
“Yâ Resûlallah!.. Vallahi, değil öldürmek, beni uykudan u-yandırmaya
bile kıymazlar!” diye konuştu. Sonra, dileğini üçüncü kere tekrarladı.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Madem gitmek istiyorsun, git!” diye izin verdi.
Urve, derhâl yola koyulup Taife vardı; Taiflileri Müslüman olmaya davet etti.
Kibir ve gururlarının zebunu olmuş Taifliler, bu ulvî davete ok
yağmuruyla karşılık verdiler ve çok sevdikleri Urve b. Mes’ud’u şehid ettiler.”
Onun şehâdet haberini duyan Peygamber Efendimiz, “Onun kavmiyle
olan hâli, Sâhib-i Yasin’in kavmi arasındaki hâline benzer. Sâhib-i Yasin,
kavmini, Allah Teâlâ’ya îmana davet etmişti de kavmi onu öldürmüştü!”
buyurduktan sonra ilâve etti: “Allah’a hamdolsun ki, ümmetimin içinde,
Sâhib-i Yasin gibi birini bulundurdu!””

Hz. Ebû Bekir ‘in Zevcesi Ümmü Rııman ‘m Vefatı

Hz. Ebû Bekir’in, asıl ismi Zeyneb olan zevcesi Ümmü Ru-man,
Mekke’de ilk sıralarda Müslüman olmuş ve Peygamber Efendimize
bey’at etmişti. Kendisinden Abdurrahmân ile Hz. Âişe dünyaya gelmişti.
Ümmü Ruman, Hicret’in 9. senesinde vefat etti. Peygamber Efendimiz,
kabrine inip, onun için Cenâb-ı Hakk’tan mağrifet niyaz etti.”

Mestler Üzerine Meshin Emredilmesi

Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi esnasında mestler üzerine meshetmeyi
emir buyurdu.”19 Bunun müddeti misafirler için geceli gündüzlü
üç gün (72 saat), misafir olmayanlar için bir gün bir gecedir (24 saat).

Reklam
BU VİDEOYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.