Şekil renkleri

Metin renkleri


Bizi Sosyal Medyada Takip Edin

HZ.ŞİT ALEYHİSSELAM

3 sene önce
1.224 izlenme
Favorilerime Ekle
Favorilerimden Çıkar
Lütfen bekleyiniz...
Geniş Ekran Dar Ekran
Reklam saniye sonra kapanacak.
Reklam
Reklamı Geç

HZ.ŞİT ALEYHİSSELAM

Kâbil’in Hâbil’i şehit etmesinden sonra doğmuştur. ŞİT de denilir. O doğduğu zaman, son peygamber olan ahir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselâmın nuru, Âdem aleyhisselâmdan oğlu şît aleyhisselâ ma intikal etti ve onun alnında parladı. Bu sebeple Âdem aleyhisselâm, onu pek ziyade severdi. Bütün evladı üzerine onu reis yaptığı gibi, vefat edeceği sırada da bütün yeryüzü nün halifeliğine onu tayin etti ve bu hususta vasiyette bulundu. Ayrıca bütün ilimleri öğretti. Şît aleyhisselâm, Âdem aleyhisselâmın öteki çocuklarının hepsinden güzel, faziletli ve üstün idi. Hâl ve tavırda tıpkı babası na benzediğinden, Âdem aleyhisselâmın ona karşı muhabbeti çoktu.Şît aleyhisselâma peygamber olduğu bildirilip, vahiy geldi. Allahü teâlâ şît aleyhisselâma elli suhuf (forma) gönderdi. Ona nâzil olan bu elli suhufda hikmet ve riyaziye (matematik) ilimleri, kimya, çe şitli sanatlar ve daha pek çok şey bildirilmiştir. Ebu Zeri Gıfarî, Resulullah efendimize sordu:  Ya Resulallah! Allahü teâlâ kaç kitap gönderdi? Resulullah efendimiz de buyurdu ki:  Yüzdört kitap gönderdi. Şît’e elli sahife indirdi… şît aleyhisselâmın dininin esasları, Âdem aleyhisselâmın bildirdiği dinin esaslarına uygun idi. Ekseriya şam civarında ikamet edip; insanlara, Allahü teâlâya iman etmeyi ve emirlerine uymayı bildirerek, tebliğ vazifesini yaptı ve bin şehir kurup, hudutlarını tayin etti. Her şehrin kapısında “Lâ ilâhe illallah Âdem Saşyyullah Muhammed Habibullah” yazılı idi. Şît aleyhisselâm, çocukları ve torunları, imar ettikleri şehirlerde yaşayıp, Allahü teâlâya ibâdet ve taat ile meşgul olurlardı. Gayet saadetli bir hayat sürerlerdi.

     Aralarında düşmanlık, buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramlardan ve isyandan uzak dururlardı. Hazreti şît ve ona iman edenler, daima emri mâ ruf ve nehyi münker yaparlardı. Yani insanları Allahü teâlânın razı olduğu, emrettiği yola davet ederler ve kötülüklerden, Allahü teâlânın razı olmadığı, yasak ettiği şeylerden sakındırırlardı. Bu sebeple şeytan, şît aleyhisselâma ve ona tâbi olanlara karşı haset ediyor, onları saptırmak için uğraşıyordu. Fakat ne kadar uğraştı ise de, buna muvaffak olamadı. Hâbil’i şehit ettikten sonra, Yemen’e giden Kâbil’in çocukları çoğalmış tı. Bunlar iman etmemiş ve azgın bir hâlde sapıklık içinde yaşıyorlardı. şît aleyhisselâm şam’dan Yemen’e gidip, Allahü te âlânın emri üzere onları imana ve ibadet etmeye davet etti. Fakat bu kavim onun dinini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrar ettiler. şît aleyhisselâm onlar ile savaştı. Bu savaşta kılıç kullandı. ilk kılıç kullanan odur. Yemen’deki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. şît aleyhisselâm Kâ be’yi taştan yeniden inşa etti. Her yıl hac yaptı. Muhammed aleyhisselâmın nuru Âdem aleyhisselâm vefat edeceği zaman, oğ lu şît aleyhisselâma buyurdu ki:  Yavrum! Bu alnında parlayan nur, son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın nurudur. Bu nuru, mümin, temiz ve aşf hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyette bulun! Muhammed aleyhisselâmın nuru şît aleyhisselâmdan sonra, oğlu Enûş’a geçmiş ve onun alnında sabah yıldızı gibi parlamıştı. şît aleyhisselâm da babası Âdem aleyhisselâm gibi aynı vasiyeti oğlu Enûş’a yaptı. Muhammed aleyhisselâma gelinceye kadar, bütün babalar, oğullarına böyle vasiyet ettiler. Hepsi, bu vasiyeti yerine getirip, en asil kız ile evlendi. Nur, temiz alınlardan, temiz hanımlardan geçerek, evlattan evlada intikal edip, asıl sahibi olan Hatemülenbiya hazretlerine gelmiştir. Böylece, Âdemoğulları içinde, Muhammed aleyhisselâmın nurunu taşıyan, seçilmiş bir soy vardı ki, her asırda, bu soydan olan zatın yüzü çok güzel ve parlak olurdu. Bu nur ile, kardeşleri ve diğer insanlar arasında tanınır, içinde bulunduğu kabile, başka kabilelerden daha üstün, daha şereşi olurdu. şît alayhisselam vefat ettikten sonra Âdem aleyhisselâmın yanına defnedildi.

     Kendisinden sonra yerine oğlu Enûş’u halife tayin etti. Şît aleyhisselâm zamanında, Kâbil’in soyundan gelen kabile, zenginlik ve servete kavuştukça, azgınlıklarını ve isyanları nı artırdıkları gibi, şît aleyhisselâmın kavmi ile savaştılar. şît aleyhisselâ ma, babası Âdem aleyhisselâm, bazı sırları bil dirmişti. Bunlardan biri de, ilerde, Nuh aleyhisselâmın geleceği, ona iman etmeyen insanların suda boğulacağı ve onlar üzerine bir tufan gönderileceği idi. şît aleyhisselâm, bu hususu önceden bildiği için, iman etmeyip, dalalet, sapıklık içinde bulunan insanlara iman etmelerini söyleyip, nasihat ve irşadda bulundu. Kâbil’in soyundan gelen kabileler iman etmemekte ısrar edip, saptıkları bozuk yolda sürüklenip gittiler. Nuh aleyhisselâm zamanında tufanda boğulup, helak oldular. şît aleyhisselâmın oğlu Enûş, son derece güzel yüzlü üstün bir evlat idi. şît aleyhisselâm onu çok severdi. Ona bütün ilimleri öğretmişti. Babasından sonra yeryüzünün halifesi, müminlerin reisi oldu. Enûş da, Kâbil’in soyundan gelen azgın kabilelerle savaş edip, onlara karşı mücadele vermiştir. Enûş, Süryanice’de sadık manasınadır. Enûş, vefat etmeden önce, yerine oğlu Kinân’ı halife bıraktı ve vasiyette bulundu. Kinân uzun seneler yaşamış olup, bu müddet içerisinde insanların idaresi ile meşgul olmuştur. Kinân da kendisinden sonra yerine, oğlu Mehlâîl’i halife bırakmış tır. Bunun zamanında Babil ve Sûs şehirleri kurulmuş, insanlar iyice çoğalarak dünya üzerine yayılmışlardır. Mehlâîl’in soyundan gelen Yerd zamanında, insanlar doğru yoldan iyice uzaklaşıp, çok azmıştır. Putperestliğin o zaman ortaya çıktığı da rivayet edilmektedir. Yerd hayatta iken, oğlu idris aleyhisselâm, o zamanki kavme peygamber olarak gönderilmiştir.

Reklam
BU VİDEOYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorum Yap

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu konuya henüz bir yorum yapılmadı.